| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
Yazılar arşiv 05.2008 Other entries in 2008-05 resimler , videolar
 
Mayıs
30
    
n.torun | 30 Mayıs 2008 02:50 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , , , , ,  
 
 
 
Fransa’da mahkeme, evlilik öncesinde bakire olmadığını eşine söylemeyen Müslüman kadının nikahını geçersiz saydı.

fransa bakire cıkmayınca Dini gelenekleri de dikkate alarak davacı kocayı haklı bulan yargıç "Gelin dürüst davranmamıştır, evlilik yalan üzerine kurulamaz" dedi. Müslüman çiftin milliyeti bilinmiyor.

FRANSA’da bir mahkeme, gelin bakire çıkmadığı için nikahının geçersiz sayılmasını isteyen Müslüman bir gencin talebini haklı buldu. Mahkeme, kadının nikah öncesi cinsel yaşamıyla ilgili dürüst davranmadığını belirterek, evliliğin yalan üzerine kurulamayacağına karar verdi.

Liberation Gazetesi’nde çıkan habere göre, mahkeme kayıtlarında Müslüman çiftin adına yer verilmedi, gençlerin adı X ve Y olarak geçti.
Fransa’nın Lille kentinde gittikleri okulda tanışan çift, 2006 yılının Temmuz ayında muhteşem bir düğünle dünya evine girdi. Ancak zifaf gecesinde genç kız bakire çıkmadı. Bunun üzerine altlarındaki çarşafı kapan genç, kapıda lekeli çarşafı bekleyenlere, "Gelin, bana ’bakireyim’ diye yalan söylemiş, bakire değil. Bakın çarşafta kan lekesi yok. Evlilik yalan üzerine kurulmaz, ayrılmak için mahkemeye başvuracağım" dedi. Damat, boşanma başarısız bir evlilik olarak algılanacağından, nikahın iptal edilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu.

Eşini aldattı sayıldı

Damadın avukatı Xavier Labee, "müvekkilim ’bakireyim’ diye yalan söyleyen gelinin hem kendisini, hem de ailesini aldattığını, yalan üzerine kurulan evliliğin yürümeyeceğini düşünüyor" dedi. Hakim hem dini unsurları, hem de gelenek ve görenekleri göz önüne alarak yeni evli çiftin nikahını iptal etti.

Nisan ayında yaşanan bu dava bir hukuk dergisinde yayınlanınca Liberation Gazetesi’ne yansıdı. Liberation, mahkeme kararının medeni kanundaki ’eş aldatma’ maddesine dayandırıldığına işaret ederken, "Bu karar, kızlık zarı diken doktorların önünde sıra beklemeye neden olur mu bilinmez" dedi.


 
Mayıs
30
    
n.torun | 30 Mayıs 2008 02:43 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , , , ,  

Köye giren fili köylüler uzaklaştırmak istedi. Bu duruma öfkelenen fil 7 kişiyi öldürdü.

fil köyü bastı Hindistan'ın kuzeyinde bir köye giren fil, öfkelenerek saldırıya geçti ve 7 köylüyü öldürdü.

Sürüsünden ayrıldığı sanılan fil, Yeni Delhi'nin 600 kilometre doğusundaki Jim Corbett Ulusal Parkı'nın yakınında bulunan bir köye girdi.

Köylülerin fili uzaklaştırmak için etrafını sarması ve bağrışması üzerine öfkelenen fil etrafa saldırdı ve 7 kişiyi öldürdü.

Doğal Hayatı Koruma kuruluşu görevlilerinden birinin köyde olduğu, polis tarafından iki kez vurulan filin "çıldırmış" halde koşmaya devam ettiği belirtildi.


 
Mayıs
29
    

﴿ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ﴾

MALZEMELER:

yarım kg tavuk
1 soğan
1 tutam maydonoz
kurutulmuş ekmek
1 yumurta
1 diş sarımsak
tuz,karabiber
püresi için:
4 patates
1 su b. süt
1 çorba k. tereyağı
sosu için:
2 domates
1 tutam kuru domates
2 diş sarımsak
fesleğen,zeytinyağı,tuz


HAZIRLANIŞI:


Köftesi için karıştırma kabına çekilmiş tavuk göğsü,

soğan, doğranmış mayadanozkurutulmuş ekmek

yumurta, tuz,  karabiber ve sarımsak ilave edilerek

karıştırılır. hazırlanan köfte çanak şekli verilerek
tepsiye dizilir.Püresi için haşlanmış patatesler ezilir.

tereyağı vesüt ilave edilerek karıştırılır.diğer taraftan

sosu hazırlanır.domatesler doğranarak sıvıyağda

sotelenir.üzerine ıslatılan kuru domates doğranır.

sarımsak , fesleğen,zeytinyağı ve tuzu ilave edilerek

pişirilir.hazırlanan püre köftelerin içine şanti

torbasıyla sıkılır.sosu da  etrafına dökülerek fırına

verilir.üzeri kızarana kaadr pişirilir.

      

 



 
Mayıs
29
    
n.torun | 29 Mayıs 2008 03:58 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , , , , , , , , ,  

﴿ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ﴾

MALZEMELER:

 

400 gr kıyma
1 soğan
1 çay b. pirinç
1 tutam maydanoz
1 yumurta
panelemek için:
2 yumurta
un


HAZIRLANIŞI:


Kıymanın üçte birini içine hiç birşey koymadan bir iki
dakika kavuralım. pirinci haşlayıp sudan geçirip süzelim.
bu malzemeler soğuduktan sonra kalan çiğ kıymanın
içine koyalım. üzerine yumurtayı,soğan rendesini,tuz
ve karabiberi ekleyelim. köfte harcını bu şekilde buzdolabında
yarım saat dinlendirelem. daha sonra şeklini verip tekrar
buzdolabında yarım saat dinlendirdikten sonra önce una
daha sonra yumurtaya bulayıp kızgın yağda kızartalım.
yanında haşlandıktan sonra tavada baharatla kızartılmış taze
patates ve yeşillikler eşliğinde sıcak servis yapalım.

 



 
Mayıs
29
    
n.torun | 29 Mayıs 2008 03:46 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , , , , , , , ,  

﴿ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ﴾

MALZEMELER:

 

400 gr. kıyma
1 soğan
1 yumurta
tuz,karabiber, kekik
maydanoz
1 demet ıspanak
1 soğan

2 diş sarımsak

 

Beşamel sos için:
1 su b. süt
1 çorba k. un
sıvıyağ
Üzeri için:
kaşar peyniri rendesi
tuz,karabiber
muskat

 

HAZIRLANIŞI:
Kıymanın içine soğanı rendeleyin. maydanozu
doğrayın. yumurtayı kırın. tuz,karabiber,kekik
koyup yoğurun. dikdörtgen fırın kabının içine
harcı yayın . daha sonra kenarlara toplayarak
ortasını boşaltın. bu şekilde 10 dakika fırında
pişirin. diğer tarafta soğan,sarımsak ve ıspanakları
sıvıyağ ile soteleyin. beşamel sos için unu sıvıyağ
ile kavurun ve üzerine süt  ve muskat ekleyerek kıvamını verin.
fırından aldığınız köftenin ortasına ıspanakları yerleştirin.
üzerine beşamel sosu dökün ve kaşar peyniri serpin.
bu şekilde de 10 dakika pişirip sıcak servis yapın.

 



 
Mayıs
27
    
n.torun | 27 Mayıs 2008 00:03 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

1- ONU SEVDİĞİNİZİ VE ONA DEĞER VERDİĞİNİZİ SIK SIK BELLİ EDİN

2- ONA ARA SIRA ÖZEL BİR HEDİYE VERİN

3- BİR ARKADAŞA İHTİYACI OLDUĞUNDA MUTLAKA ONUN YANINDA BULUNUN

4- ONA HER ZAMAN İÇİN VAKİT AYIRIN

5- SIK SIK ONUNLA YÜRÜYÜŞE ÇIKIP KONUŞUN

6- BİRLİKTE YEMEK YEMEK İÇİN DIŞARI ÇIKIN

7- ÖZEL GÜNLERİNDE KESİNLİKLE HATIRLAYIN

8- KONUŞURKEN TAMAMEN ONU DİNLEYİN

9- KONUŞURKEN TAMAMEN SAMİMİ KONUŞUN

10- ONA KESİNLİKLE YALAN SÖYLEMEYİN

11- KONUŞURKEN KESİNLİKLE GÖZÜNE BAKIN

12- ONUN İYİ ÖZELLİKLERİNİ KEŞFETMEYE ÇALIŞIN

13- ONUN ÜZÜNTÜLERİNİ VE DERTLERİNİ DİNLEYİN

14- ONUN SİZE TAMAMEN GÜVENMESİNİ SAĞLAYIN

15- BOŞ ZAMANLARINIZI ONA AYIRMAYA ÇALIŞIN

16- ONUN İÇİN FEDAKARLIKTA BULUNMAKTAN KAÇINMAYIN

17- ONUN ARKADAŞLARI İLE TANIŞIN

18- TATİL İÇİN BİRLİKTE PROGRAM YAPIN

19- UZUN SÜRE AYRI KALMAYIN

20- ONU ANLADIĞINIZI HİSSETTİRİN

21- ONUN SEVMEDİĞİ ŞEYLERİ ÖĞRENİN

22- ONU DEĞİŞTİRMEK YERİNE ÖNCE KENDİNİZİ DEĞİŞTİRMEYİ DÜŞÜNÜN

23- ONUN HOŞUNA GİDEN ŞEYLERİN BİR LİSTESİNİ YAPIN

24- YARINLAR İÇİN BİRLİKTE PLAN YAPIN

25- HAYAL VE DÜŞÜNCELERİNİZİ ONUNLA PAYLAŞIN

26- ONA KIZDIĞINIZDA ONUNLA HEMEN KONUŞMAYA ÇALIŞIN

27- YAPTIKLARI HAKKINDA TAHMİNDE BULUNMAK YERİNE ONUNLA İLETİŞİM KURUN

28- ONUN KAYGILARINI ANLAMAYA ÇALIŞIN

29- ONUNLA BİR ÇOK ORTAK YÖNÜNÜZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN

30- İYİ YÖNLERİNİ SIK SIK AKLINIZA GETİRİN

31- ONU HER ZAMAN İÇİN KONTROL ETMEYE ÇALIŞMAYIN

32- KENDİNİ İFADE ETMESİNE SIK SIK İZİN VERİN

33- ONUN HAYATINDAKİ ZORLUKLARI SIK SIK HATIRLAYIN

34- BAŞARILARINI TAKDİR EDİN

35- YANINDA OLDUĞUNUZU HİSSETTİRİN

36- DUYGULARINA ÖNCELİK TANIYIN

37- ONU OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEYE ÇALIŞIN

38- ELEŞTİRMEYİN ONA KÖTÜ ŞEY SÖYLEMEYİN

39- ONUN İÇİN ÖZEL OLAN NEDİR ? ONU BULUN

40- ONUN SEVDİĞİ ŞARKILARI ÖĞRENİN VE BİRLİKTE DİNLEYİN

41- ONA BİR KİTAP ALIN VE ONUN İÇİN İMZALAYIN

42- ONA İLTİFAT ETMEYİ UNUTMAYIN

43- HATA YAPTIĞINIZDA ONDAN GECİKMEDEN ÖZÜR DİLEYİN

44- İYİLİĞİ KARŞISINDA TEŞEKKÜR ETMEYİ UNUTMAYIN

45- HATALARINI BÜYÜTMEYİN VE ONA KARŞI HATA YAPMAMAYA ÇALIŞIN

46- ONUN HAKKINDA İYİMSER OLUN , İYİ DÜŞÜNCELERİNİZİ PEKİŞTİRİN

47- ONUN HAKKINDAKİ İYİ DÜŞÜNCELERİNİZİ DİĞER İNSANLARA SÖYLEYİN

48- GÜCENDİĞİNİZDE ONDAN KAÇMAYA ÇALIŞMAYIN

49- ONUN YERİNE SIK SIK KENDİNİZİ KOYUN

50- ENDİŞELERİNİZİ RAHATÇA SÖYLEYİN

51- ONA BİRAZ DAHA ZAMAN TANIYIN

52- ONUN İÇİN YAPTIKLARINIZA BİR YENİSİNİ EKLEYİN

53- HERŞEY BİTTİĞİNDE ONA BİR ŞANS DAHA TANIYIN

54- HAYATINIZIN HER AŞAMASINDA ONU DA DÜŞÜNÜN

55- KİŞİLİĞİNE ÖNEM VERİN , DUYGULARINI ANLAMAYA ÇALIŞIN



 
Mayıs
26
    
n.torun | 26 Mayıs 2008 23:57 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  
0-3 yaş gurubuna etkiler

0-3 yaş için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları , çalışan annelerin durumu , çocuğun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeş durumu , anne babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması gereken ev işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen hamilelik sonucu bebeğin doğmuş olması , çocuğun bedensel bir hastalığının olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayırmamakta veya ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne babalar isteyerek veya istemeyerek çocuğu ile fazla ilgilinememekte çocuğu ile ilgilenme fiziksel bakım ( karnını doyurma , altını temizleme vb. ) ötesine çok fazla geçememektedir.

Bu dönemde çocukların duygusal doyum sağlaması ve onun ile her bakımdan ilgilenilmesi onun sağlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluşmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak , kucaklamak , onun ile konuşmak , sevildiğini hissettirmek , onun ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek , onu gezdirmek, psikomotor ve psikososyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda bulunur. Bebek ile birlikte vakit geçirmek , onun insanlar arası ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı vasıtası ile önce karşısındaki bireyi , aile ortamını ve yavaş yavaş sosyal çevresini tanımasına yol açar . Bu bağlanma yolu ile önce anneye karşı bir ilişki gelişir . Bu durum anne karnında başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım veren aracılığı ile iletişim geliştirmeye , kendini ifade etmeye , ihtayaçlarını anlatmaya çalışmaya , kısacası sosyal ortamın gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.

Çocuk sosyal ortamda iletişimin temel esası konuşma olduğu için konuşmayı öğrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk sosyalleşmek ve iletişimini kurmak için etrafındakilerden özelliklede bakım veren kişiden teşvik almak zorundadır. Bu çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek , giyecek , temizlik , koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek , onun ile birlikte vakit geçirmek , onu öpmek , okşamak, konuşmak , oynamak vb gibi yapılan girişimler ile çocuk sevildiğini hissettirerek , onun için , psikososyal gelişim için bir teşvik oluşturmalıdır. Konuşma , etraf ile ilgilenme , sosyal ortamların gereklerini yerine getirme , insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme , ihtiyaçlarını insanlara anlatma , insanlara duygusal yakınlık kurma ,cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme gibi bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletişim ve etkileşim ortamında kendileğinden meydana gelmeye başlar .

Bütün bunlardan bahsetmemizin nedeni , bizim meselemiz ile yakından ilgili olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın karşısında , duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum , sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak ,çocuğun konuşmasına , bakışına , gülümsemesine karşılık vermeyen , gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarına cevap vermeyen, sert , soğuk bir cismin karşısında kaldığında ( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları yorumlayacak ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede değildir ) biraz önce saydığımız sosyalleşme ve bireyselleşme ve kendiliğinden gelişecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı bir durum ? çünkü çocuğun busosyal ve duygusal eksikliği telafi edeceği arkadaş ve sosyal ortamı , konuşmak veya vakit geçirmek için gideceği ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz gelişmemiştir ayrıca alternatif bir gelişim ortamı yoktur .

TV karşısında 0-3 yaş arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2 saatin üzerinde ) çocuk , ailede ve özellikle de bakım veren kişide eşlik eden yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa , sosyal gelişim (duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum , insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme , yaşıtlarına ilgi vb) , ve iletişim ( konuşma , anlamlı jest ve mimikler , heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma vb.) için gerekli olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi ,duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun TV karşısında kalması son derece sakıncalıdır.

Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda başka hazırlayıcı nedenler yok ise , başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik , seslenince bakmama , göz kontağı kurmama , insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik , onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme , kendi halinde olmaya çalışma , kendi etrafında dönme , sallanma , aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme , konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde problemler , duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir. Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri , normal psikomotor ve psikososyal gelişim için uygun olur.

Aynı zamanda bu yaş içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem anne hem babanın , mümkün olduğunca fazla vakit geçirme ,onunla oyun oynama , konuşma , sevdiğini belli etme , duygusal yakınlık gösterme , onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme , onun normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma , onun diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama , sadece onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur.

4 -7 yaş çocuklar ve TV

Bu yaş grubunda çocuğun gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaş grubunda olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok hızlı bir şekilde devam eder. Bu dönemde anne baba , arkadaş ve sosyal çevre ile etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve artık erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli aşamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat boyu çocuk için çok önemli olmaktadır.

TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun bu dönemde izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntülerden çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir , bu durum onları akla gelen görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak istmememe , korku ve endişe duyguları yerleşebilir ( klinik ortamda bunun örneklerini görmekteyiz ) . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir.

Çocuğun sosyalleşmesi , yakınları ile diyalog kurması , sosyal adaptasyonu , dil gelişimi ve buna benzer konular TV izleme ( aşırı miktarlarda ) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı , gerilim , korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte ,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen şiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır . Mühim olan ve yapılması daha basit olan şey çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliğidir.

Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün , duyulan her sesin , karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV gibi iletişim araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı , eğlence amaçlı ise belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak , aşırı ve uygunsuz TV izleme durumunda , daha çok geç saatlerde izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı çocukların oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler yetersiz kalmakta , çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamakta , ince motor becerilerin gelişimine ve anne babanın eğitimi için gerekli vakit azalmakta , bu yaş için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil , sosyal ve motor gelişimde sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için yeterli vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak psikiyatrik sıkıntılar varsa , çocuğun gelişimini destekleyecek diğer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.

7-12 yaş arası çocukların durumu

Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaş ve 4-7 yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde , ders başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.


 
Mayıs
24
    
    Gösterim tarihi: 16.Mayıs.2008
    Yönetmen: Paul McGuigan
    Oyuncular: Josh Hartnett, Rose Byrne, Matthew Lillard, Diane Kruger
    Dil: İngilizce
    Tür: Drama, gerilim, romantik
 
Hep-Seni-Aradim Aşkı bulup kısa zamanda kaybeden bir adamın gerilim yüklü öyküsünü anlatıyor. Hep Seni Aradım. Film Gilles Mimouni'nin 1996 da Monica Bellucci ve Vincent Cassel ile çektiği L'Appartement adlı filmin yeniden çevrimi.

Konusu
Hep Seni Aradım’_0 Chicago’nun Wicker Park bölgesinde yaşayan Matthew, bir gün çalıştığın yerin penceresinden en yakın arkadaşı Luke’a ait ayakkabı dükkanına bakan Lisa’yı gördüğünde tüm hayatını değiştirecek bir yola girmiştir bile... O andan itibaren Lisa ile tanışmak için her şeyi yapar ve bunu başarır. Çok geçmeden birbirlerine aşık olurlar. Hep Seni Aradım’_2

Günün birinde Lisa aniden ortadan kaybolur. Matthew, onun dans grubu öğretmeninden, Lisa’nın Londra’daki bir tiyatro grubundan gelen teklifi kabul ettiğini öğrenir. Ama sevgilisinin tek kelime söylemeden gitmesi Matthew için gerçek bir yıkım olur.

Hep Seni Aradım’_4 Aradan iki yıl geçer. New York’a giden Matthew, iki yılın sonunda Chicago’ya dönmüştür. Luke’a reklam işine girdiğini ve patronunun genç kızıyla nişanlandığını anlatır. Bir yandan da bir iş görüşmesi yapmak için Çin’e gitmeye hazırlanmaktadır. Hala Lisa’nın kayboluşunu ardındaki sırlar kafasını kurcalasa da hayatını yeniden düzenlenmeye çalışmaktadır. Bu iki yıl zarfında Luke da, Alex adında bir kıza sırılsıklam aşık olmuştur. Hep Seni Aradım’_5

Bir gün Matthew bir restoranda nişanlısını beklerken bir an Lisa’yı gördüğünü zanneder. Onu takip etmeye çalışsa da gözden kaybeder. Yetişmesi gereken uçağı bir yana bırakıp Chicago’da kalır; neler olup bittiğini, Lisa’nın neden ortadan bir anda kaybolduğunu anlamaya kararlıdır. Bunu adeta takıntı haline getirir. Kafasının karmakarışık olduğu bir anda güzel bir kadınla tanışır. Bu kadın Luke’un kendisine bahsettiği Alex’ten başkası değildir. Ama Matthew’un bundan haberi yoktur. Ve Alex’in de bir takıntısı vardır. O’nun takıntısının ismi ise Matthew’dur…Hep Seni Aradım’_6

Hep Seni Aradım’_7 Romantik gerilim filmi “Hep Seni Aradım”, sinemaseverlerin beğenisini toplamış olan “L’Appartment”ın yeni çevrimi. Filmin yönetmenliğini Paul McGuigan yapmış. Senaryosunu Brandon Boyce’un yeniden kaleme aldığı filmde başrolleri Josh Hartnett, Rose Byrne, Matthew Lillard ve Diane Kruger paylaşmışlar. Görüntü yönetmenliğini Cliff Martinez’in üstlendiği filmin müzikleri ise Peter Sova’ya ait.

Hep Seni Aradım’_5 Hep Seni Aradım’_4 Hep Seni Aradım’_2 Hep Seni Aradım’_0
Hep Seni Aradım’_7 Hep Seni Aradım’_5 Hep Seni Aradım’_6
Hep-Seni-Aradim

 



 
Mayıs
24
    
n.torun | 24 Mayıs 2008 05:07 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  
BOLEYN KIZI

Gösterim tarihi:

23.Mayıs.2008
Yönetmen: Justin Chadwick
Oyuncular: Eric Bana, Natalie Portman, Scarlett Johansson, Kirsten Scott Thomas
Dil: İngilizce
Tür: Drama
Boleyn-Kizi Gerçeklere dayanan kurgu biyografiler sayfasına ilginç bir ek daha: Boleyn Kızı. Ama bu seferki 16. yüzyılda üç kısa yıl için İngiltere kraliçesi olup sonunda kellesini kaybeden meşhur Anne Boleyn'in değil, onun kardeşi Mary'nin hikâyesi. Tarih kitaplarının çoğunlukla silik bir karakter olarak değerlendirdikleri Mary'ye yazarın giydirdiği kişilik etkileyici. Philippa Gregory'nin konuyu dokuyuşu, aristokrasiyi ve klostrofobik saray ortamını işleyişi ise tam anlamıyla muhteşem. Umarız serinin devamı gelir.
Boleyn Kızı, 1521 yılında Mary Boleyn'in uzaktan akrabası olan Buckingham Dükü'nün kral tarafından idam ettirilmesiyle açılıyor. Suçu, Henry'nin sağlıklı bir veliaht sahibi olamayacağını iddia etmek. Bu olay olduğunda henüz 13 yaşında olan kız, aristokratlardan Sir William Carey ile evli. 14'üne bastığında 31 yaşındaki kralın dikkatini çeken Mary Boleyn'in yaşamının pek çok yönden daha bilindik olan kız kardeşininkini öncüllediği söylenebilir: VIII. Henry'nin dikkatini ilk olarak o çekiyor -evli olmasına rağmen-; ailesinin hırslarını paylaştığından krala karşılık veriyor ve kısa süre sonra da metresi haline geliyor. Üstelik öyle gizli saklı bir ilişki de değil yaşadıkları, bütün sarayın hatta halkın dilinde bir beraberlik. Mary, kralın 'gözdesi' olduğu için sarayın taçsız kraliçesi muamelesi görmeye başlıyor; kral, Boleyn ailesine toprak ve nişanlar bahçediyor, el üstünde tutuluyor...
Ve sonunda, kral, kendisine iki çocuk vermiş olmasına rağmen -belki de bu yüzden- Mary Boleyn'den sıkılıp gözlerini kardeşi  The-Other-Boleyn-Girl_0 Anne'a dikiyor. Mary hamileyken Anne'ın kralı çalmak için yaptığı numaralar dehşet verici. Bu noktadan itibaren gerçek saray entrikalarına, aristokrasinin çarklarının acımasız işleyişine ve 'köklü aile' denilen 'kurum'ların varlıklarını ve güçlerini nasıl koruduklarına şahit oluyoruz. Kralın Mary'ye olan ilgisini kaybetmekte olduğunu ama Anne'la ilgilenir göründüğünü fark eden Boleyn ailesi Anne'ın kralın yanında Mary'nin yerini almasına ve Mary'nin bunun gerçekleşebilmesi için kardeşine yardım etmesine karar veriyor. Mary'nin bu karardan hoşnut olmadığını ayrıca belirtmeye gerek yok sanırım. Böylece hem iki kız kardeş arasındaki rekabet başlıyor hem de çok daha çarpık saray-aile ilişkilerini görüyoruz. Ne var ki Mary kendisinden (bir 16. yüzyıl aristokrat aile kızından) beklenebileceği üzere kardeşine kralı tavlamasında yardım ederek onun tahta yükselişini izliyor.

Saraydan ve ölümden kaçmak
İlizyonun kırıldığı yer de burası. En azından 'öteki' Boleyn kızı Mary için. Ve bu kırılma, belki de onun kız kardeşinin boynunuThe-Other-Boleyn-Girl_1  uçuran kaderden kurtulmasına neden oluyor. Anne'ın yükselişi sırasında ailesi tarafından mal, kralı tarafından fahişe ve kardeşi tarafından pezevenk muamelesi gördüğünü kavrayan Mary Boleyn, saray camiasından uzaklaşmaya karar veriyor. (Gerçi kocası öldükten sonra aşık olup sıradan birisiyle evlendiği için Anne tarafından saraydan sürüldüğü düşünülecek olursa bu o kadar da zor bir iş değil.) Kısa süre sonra Boleyn ailesinin düşeceği durum göz önünde bulundurulacak olursa akıllıca da bir karar üstelik. "Jane Seymour ablamın boynunun vurulduğu gün gelinliğini seçmişti. Onu, bunun için suçlayamadım bile; Anne da ben de aynısını yapardık" cümlesi romanın sonuyla ilgili bir fikir verecektir. İdam sahnesinin ve dedikoduların Mary'nin ağzından/düşüncelerinden verilişi de oldukça başarılı.
The-Other-Boleyn-Girl_2 Kitapla ilgili söylenebilecek çok şey var. Ben lezzetli bir roman olarak okudum ama daha ciddiye alıp biyografik öğeleri değerlendirmeye kalkarsak ne kadar ikna edici olur emin değilim. Ne var ki Philippa Gregory'nin gerçeğe sadık kalmak gibi bir iddiası olmadığından böyle bir iz sürüş çok da gerekli olmayacaktır. Yazar, "VIII. Henry Boleyn ailesinden pek çok kişiyi idam ettirdiği halde neden Mary'ye dokunmadı?" sorusunu almış ve buna ilginç bir varsayım giydirmiş. Devamı da gelecektir mutlaka.The-Other-Boleyn-Girl_6

The-Other-Boleyn-Girl_2 The-Other-Boleyn-Girl_1 The-Other-Boleyn-Girl_0 Boleyn-Kizi

 

Boleyn-Kizi_10 The-Other-Boleyn-Girl_7 The-Other-Boleyn-Girl_6


 
Mayıs
23
    
n.torun | 23 Mayıs 2008 06:33 | 0 fav | etiket: , , , , ,  

Ha doğurdu ha doğuracak!

Angelina Jolie bebek İkiz bebek bekleyen ünlü aktris Angelina Jolie katıldığı Cannes Film Festivali'nde güzelliği ile göz kamaştırdı.



Ağustosta doğum yapacağı söylenen Jolie'nin karnının büyüklüklüğü, aktrisin bu konuda medyayı kandırma çabası içinde olduğunu düşündürdü. Brangelina'nın her an doğuracakmış gibi görüntüsü aktrisin daha iki ay daha hamile gezmesini imkansız kılıyor.Angelina Jolie bebek 1

Ünlü aktris doğumun tam olarak nerede gerçekleşeceğini karar vermemekle birlikte Fransa'da yapmayı düşündüğü öğrenildi.
Angelina Jolie bebek0 Angelina Jolie bebek2 Angelina Jolie bebek3