| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler , videolar
 
Jul
29
    
n.torun | 29 Temmuz 2008 09:06 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

Burası Afrika değil8_1 Bu görüntüler Afrika'dan değil İngiltere'nin merkezinden. Londra yakınlarındaki Richmond Parkındaki bu görüntülerin nedeni 27 dereceye ulaşan hava sıcaklığı. Bunalan geyikler bütün günlerini parktaki su birikintisinde geçirince ortaya ilginç görüntüler ortaya çıktı.

Burası Afrika değil_4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Burası Afrika değil_3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Burası Afrika değil_2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Burası Afrika değil_1



 
Jul
25
    
n.torun | 25 Temmuz 2008 03:57 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , , ,  

nüket duru Bodrumda tatil yapan Nüket Duru,Teassu Hotelde üstsüz güneşlenirken yakalandı.Görüntülendiklerini fark eden Cenk Eren,Duruyu uyarınca sanatçı panik yaşadı.Eren,çareyiDurunun üzerine havlu sermekde buldu.Duru havlunun altında bikinisini üstüne giydi.

 

 


 

nüket Üstsüz Nükhet _4 Üstsüz Nükhet _14

 

Üstsüz Nükhet _1 nüket

 

Üstsüz Nükhet Resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz



 
Jul
24
    

Suna Pekuysal3 suna pekuysal uğurladık ARKADAŞLARI SUNA PEKUYSAL'I ANLATTI

Suna Pekuysal'ın 60 yıllık arkadaşı, tiyatro ve seslendirme sanatçısı Jeyan Tözüm, Pekuysal ile 50 yıl tiyatroda birlikte çalıştıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Beraber büyüdük Suna ile. Genç kızlığı o kadar tatlıydı ki Suna'nın, cıvıl cıvıl bir genç kızdı, çok gülerdi. Çok kıymetli bir sanatçı kayboldu ama elden bir şey gelmiyor. Çok neşeli bir insandı. Hepimizi güldürür, espriler yapardı. Zamanla tiyatronun ve sinemanın aranan bir elemanı oldu. Bu tür sanatçılar sık sık gelmiyor, günümüzde çok sanatçı var ama unutulmayacak sanatçı olacak mı bilmiyorum.”

“Lüküs Hayat” operetinin yönetmeni Haldun Dormen de Suna Pekuysal'ın inanılmaz bir oyunculuğu olduğunu ifade ederek, “Onun tipinde, onun fiziğinde bir insanın sahneye çıkıp böyle bir mucize yaratması olağanüstü bir şey. Dediğim gibi dünyanın her tarafında binlerce oyuncu seyrettim, böylesini görmedim. Tekrar ediyorum, Türkiye çapında değil, dünya çapında bir oyuncuydu” dedi.

“YERİ DOLMAYACAK”

Sinema ve tiyatro oyuncusu Göksel Arsoy da Suna Pekuysal ile 45 yıla dayanan muhteşem bir dostluğu bulunduğunu belirtti. Pekuysal ile en az 14-15 filmde birlikte oynadıklarını anlatan Arsoy, duygularını şöyle dile getirdi:“Setin neşe kaynağıydı. Çok temiz kalpli, kendisine, karşısındakine ve topluma saygısı olan bir insandı. Hiç kimse ile en ufak bir kötü diyaloğu, üzücü bir sitemi olmamıştır. Bu çok büyük bir mükemmeliyet.Çok güzel şakalar yapardık... Ben birden bire üzerine yürürdüm ve 'Suna, sokağa çıkmayacaksın, gece kulübüne bensiz gitmeyeceksin, öldürürüm seni' derdim. 'Peki, hayatım' derdi. Çok neşeliydi, sevdiğimiz bir insandı.”

“TİYATRO SEYİRCİSİ DEĞİŞTİ”

Suna Pekuysal_1 Şemsi İnkaya da tiyatro camiasında Suna Pekuysal'a saygıdan değil, gerçekten “abla” olduğu için “Suna Abla” diye hitap edildiğini anlattı. Türkiye'de bir oyuncunun bir ömür boyu aynı saygıyla mesleğini götürmesinin çok zor olduğunu vurgulayan İnkaya, şunları kaydetti: “Suna Abla bunu çok iyi başardı, sonuna kadar başardı. İnşallah genç arkadaşlar ondan çok şey öğrenmişlerdir. Çünkü bizim mesleğimiz disiplin işi ve saygı işi. İşine saygın yoksa ve kendi içinde disiplinin yoksa bir süre gidersin ama sonra olduğun yerde kalırsın. Gençlerin bunu öğrenmeleri lazım. En iyi örnek de Suna idi. Keşke sahnede daha çok kalsaydı. Çünkü bizim meslekte öğrenmenin yaşı yok. Ama tek tek gidiyorlar.”
Günümüzde tiyatro seyircisinin de çok değiştiğini ifade eden İnkaya, “Eskiden parfüm kokuları içinde kravatlı beyler gelirdi. Şimdi bakıyoruz, blue jeanli, ayaklarını sahneye uzatmış seyirci var. Bunları öğretecek olanlar Suna gibilerdi. İnşallah bir şeyler öğrenmişlerdir” diye konuştu.

“ONU ANMAYI LÜTFEN UNUTMAYIN”

Üstün Asutay da çok değerli bir sanatçının kaybedildiğini ifade ederek, “Suna benim gerçekten ablamdı. Çok uzun yıllar birlikte çalıştık. Takdiri ilahi, bunları yaşamak var. Ben son günlerinde hastanedeydim. Rahmetli Ergun Köknar ağabeyimizden bana emanetti. Nur içinde yatsın” dedi.

PEKUYSAL'I SEYREDEREK TİYATROYA BAŞLADIM

suna pekuysal toprağa verildi_3

Sezai Altekin de “Lüküs Hayat” operetinde 13 yıl birlikte oynadıklarını ifade ederek, “Zihni, Suna ve ben, üçümüz bir parça gibiydik. Hep ikimizin ortasındaydı. Aramızdan ayrıldı gitti. İnsan çok renkli bir insanı kaybedince ne söyleyebilir ki? Çok üzgünüm, parçam koptu” diye konuştu.

Suna Pekuysal'ı seyrederek tiyatroya başladığını anlatan Altekin, onunla aynı sahnede oynama mutluluğuna da erdiğini ve bundan çok mutlu olduğunu söyledi. Altekin, “Suna Abla yanında olunduğunda çok keyif veren bir insandı. Işığı bizi yukarıdan da aydınlatacak sanıyorum” dedi.
Suna Keskin de “dünya çapında bir oyuncu ve komedyen” olarak nitelendirdiği Suna Pekuysal'ın yeri doldurulamaz bir insan olduğunu kaydetti. Keskin, Pekuysal'ı “Onun gibi bir komedyen, oyuncu ne Türkiye'ye, ne dünyaya gelir. Benzersiz, eşsizdi” diye anlattı.

Hümeyra da duygularını şöyle dile getirdi: “O komedyen ruhunu, onun enerjisini, o tempoyu hiçbirimiz yakalayamayız. İnşallah onun olduğu yere yıldızlar yağar. En son Avrupa Yakası'nda beraber oynadık. Falcıyı oynadı. Geldiği dakikadan gidene kadar hayat enerjisi bitmedi. Hepimiz önünde saygıyla eğildik. Yani onu ne zaman düşünsem gülesim geliyor, ben de onu tebessümle anıyorum.”

ZİHNİ GÖKTAY DERT YANDI

suna ablaveda etti Pekuysal'ın “Lüküs Hayat” operetinde 14 yıl rol arkadaşı olan Zihni Göktay da iki gündür aile olarak çok üzgün ve yorgun olduklarını ifade ederek, “Hislerim suratımdan belli oluyor herhalde. Takatim kalmadı. Herkes beni arıyor. Ben erkek kardeşi kadar yakındım. Onun için benim bir şeyler söylemem lazım. Kimseye de ret yanıtı vermedim” dedi.
Suna Pekuysal ile sahnede ve sahne dışında çok iyi dost olduklarını anlatan Göktay, Pekuysal'ın gerçek ablası kadar yakın olduğunu vurguladı.

Göktay, sanatçıların cenaze törenlerindeki kalabalıklığı “palyatif” bulduğunu belirterek, şu görüşleri dile getirdi:
“Şu andaki cenazedeki kalabalık gömülene kadar. Tabi gelenlere çok teşekkür ediyorum. Büyük sanatçı, kim olursa olsun gömülüne kadar... Gömüldükten sonra ölüm yıl dönümlerinde insanlar unutuluyor. Hatırlanmıyor. Suna Pekuysal, Adile Naşit, Bedia Muhavvit gibi sanatçılar çok ender yetişiyor. Bu ülkede sanatçı ender yetişiyor. Sanatçı derken gerçek sanatçıdan bahsediyorum. Yoksa sanatçı çok... Kendisine sanatçı ismini veren birçok insan ayak altında dolaşıyor. Onun için bu zor ve ender yetişen insanları korumak, kollamak lazım. Hem toplum hem de devlet olarak. Maalesef toplum da görevini yapmıyor, devlet de görevini yapmıyor. Bizlere bakış açıları değişik.”
Suna Pekuysal_4 Devletin gerek yurt içinde gerek yurt dışında en iyi enstrümanının sanatçıları olduğuna işaret eden Göktay, bir suna pekuysal4 müzisyen enstrümanına ne kadar iyi bakıyorsa, devletin de kendi enstrümanı olan sanatçısına aynı özeni göstermesi gerektiğini söyledi. Göktay, “Devlet maddi olarak da yoksulluk sınırında maaş veriyor, emekli olduktan sonra açlık sınırında. Ama Suna Abla'nın böyle bir sorunu yoktu. Çok dirayetliydi. Hiçbir ekonomik sıkıntı da çekmedi, gayet rahat yaşadı, üzüntüsü hastalığıydı” diye konuştu.



 
Jul
24
    
 
suna ablaveda etti Önceki gün hayatını kaybeden Türk tiyatrosunun dev çınarı Suna Pekuysal" yaşasın tiyatro" sloganlarıyla son yolculuğuna uğurlandı

Pekuysal için ilk tören, uzun yıllar sahnesinde oyun oynadığı İstanbul  Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde  düzenlendi.

Pekuysal'ın Türk Bayrağı'na sarılı naaşının tiyatro sahnesine konulduğu  törene, Sait Ali Köknar ve eşi Burcu Köknar ile sanatçı arkadaşları  Zihni Göktay, Üstün Asutay, Şemsi İnkaya, Tomris Oğuzalp ve Sezai  Altekin'in de aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı ile yakınları ve  dostları katıldı.

Suna Pekuysal anısına saygı duruşu ile başlayan törende, tiyatro  sanatçısı Aliye Uzunatağan tarafından sanatçının öz geçmişi okundu.

Törende Suna Pekuysal'ın “Lüküs Hayat” operetinde 14 yıl boyunca rol  arkadaşı olan Zihni Göktay, salonun arka sıralarından elindeki yanan  mumla sahneye gelerek, mumu sahnedeki diğer mumların arasına  yerleştirdi. Göktay, daha sonra Pekuysal'ın naaşının başına gelerek  gözyaşları arasında dua etti.

Törende konuşan sanatçının oğlu Sait Ali Köknar, annesinin kendisini  düzenli ve disiplinli bir şekilde büyüttüğünü ifade ederek, Pekuysal'ın  işten geldikten sonra gece saat 03.00'e kadar ertesi günün yemeğini  yaptığını, sabah erkenden kalkıp kahvaltısını hazırladığını anlattı.

Köknar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suna Pekuysal bana bir can verdi. Burada tek oğlu olarak görüyorsunuz.  Hayır, ben bir kişi değilim. Ben birçok kişiyim. Seyrettiğim her oyunda,  okuduğum her romanda çoğaldım, özgürleştim. Tiyatro bana katil olmanın,  aç-tok olmanın, anne olmanın, sevgiliden ayrılmanın ne olduğunu yaşattı.  Ben mimarım. 'Tiyatro beni özgürleştirdi' diyorum. Çünkü bana bir insan  olarak neler yapabileceğimi, neler olabileceğini, sınırlarımı ve ufkumu  tanıttı. Bu yüzden sinema, edebiyat, tiyatro bir çeşni değil,  mecburiyettir. İnsana bu sıkıntılı dünyada özgürleşme yolunda bir  penceredir.”

İzlediği her tiyatro oyununu kendisinden bir parça olarak nitelendiren  Köknar, “O yüzden ben bir kişi değilim. Karşınızda Suna ile Ergun'un  biricik oğlu değil, kültür ve edebiyatla büyümüş bir evlat olarak  duruyorum. Anam can verdiği karakteri aracılığıyla bana bir değil,  binlerce can verdi. Herkese de vermeye devam edecek. O yüzden yaşasın  tiyatro, yaşasın Suna Pekuysal, yaşa anacığım” diye konuştu.
       
APTALCA BİR ÜMİT

suna pekuysal

        
Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, Suna Pekuysal'ın  ölüm haberini aldığında uçaktan yeni indiğini ifade ederek, o şuur  bulanıklığı içinde Zihni Göktay'ı aradığını ve törende konuşma yapmasını  istediğini anlattı.

Alkaya, şunları kaydetti:“Sonra kendime dedim ki; 'Suna Pekuysal'ın bedeninin aramızda olduğu  son anı nasıl yaşamayacağım. Her an bir sürpriz yapabilir' diye aptalca  bir ümit içinde olduğumu söyleyeceğim. Şurada şöyle demesini de  bekliyorum; 'sıkıldım, çıkarın beni bu sandukadan' mesela. İnsan  saçmalama hakkını da özgürce kullanabilmeli.” Suna Pekuysal'ın sahnede ölme isteğini içeren sözlerini anımsatan  Alkaya, “Suna ablacığım, biz geç kaldık. Sen niye acele ettin? Sizin  bize ihtiyacınız yok ki. Bizim size ihtiyacımız var. Bu büyük anı, son  ana kadar o aptalca ümit içinde geçireceğim. Hepimizin başı sağolsun”  diye konuştu.
        
GÖKTAY: “AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR”
        
Tiyatro sanatçısı Zihni Göktay da Pekuysal ile 24 rakamının aralarında  çok önemli bir yeri olduğunu ifade ederek, “Ben 24 Ekim'de onun doğum  gününü kutlardım. O da aynı gün benim evlilik yıl dönümümü kutlardı.  Bugün de 24 Temmuz. Böyle bir tesadüf oldu” diye konuştu.

Suna Pekuysal ile “Lüküs Hayat” operetinde 14 yıl birlikte olduklarını  anımsatan Göktay, duygularını şöyle dile getirdi.    “Öyle bir koca çınardı ki, dalları arasında binlerce oyun, film, dizi  saklıydı. 'Abla' dedim geçen sene; 'Birlikte bir oyun çıkaralım. Senin  oturarak oynayacağın oyunlar da var' dedim. 'Mesela Selçuk Aslan'ın  Dolap Beygiri oyunu var. Kayınvalidemi oynarsın. Ben de damadını  oynarım. Zaten didişiyoruz. Beni içinden geldiği gibi azarlarsın' dedim.  Benim sık sık kulağımı çekip azarlardı. Sahnede 'Tekst dışında laf  ediyorsun' derdi. Onu bu konuda üzdüysem 14 yıl boyunca, affetsin. Zaten  10 dakika kızardı, 11. dakika affederdi. Suna ablam dedi ki 'Ben  oturarak oyun oynamak istemiyorum. Ayakta cıvıl cıvıl Suna olarak oyun  oynamak istiyorum. Seyircinin beni öyle görmesini, duygu sömürüsü yapmak  da istemiyorum.' Haklıydı. Allah rahmet eylesin. Ablacığım, vücudunun  yarısı gitmiş gibi. Sen haklıydın ağaçlar ayakta ölür.”
        
ERZEN: “ADINI İLÇEDE BİR PARKA VERECEĞİZ”
        
Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen de Pekuysal'ın eserleriyle  yaşayacağını ifade ederek, “Ölüm bile Pekuysal'ı emekli edemeyecek”  dedi.

Erzen, Bakırköy'de bir parka Suna Pekuysal ismini vereceklerini bildirdi.

Tiyatro Sanatçısı Metiner Hürel de zamanın çabuk geçtiğini, koca  çınarların teker teker dünyadan ayrıldığını vurgulayarak, sanatçıları  hayattayken ziyaret etmenin önemine işaret etti. Hürel, “Ne  mutlu böyle bir fenomeni tanımak, yaşamak” dedi.

Tiyatro sanatçısı Bora Ayanoğlu da Pekuysal'ın Şehir Tiyatroları'na  “gelin geldiğini” belirterek, kendisinin onların arasında büyüdüğünü  anlattı.

Tiyatro sanatçısı Ersan Uysal da uğurlama törenlerinin genelde  Harbiye'deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldığını anımsatarak,  “Yenisini yapacaklarmış. Ama iyi buradan yolluyoruz. Çünkü bu semtin  adı Vefa” dedi.

Uysal, konuşmasını şöyle sürdürdü:“Suna Pekuysal'ın hastaneye kaldırıldığını internette şehir  tiyatrocuları grubuna yollanan mailden öğrendim. Hemen telefon açtım ve  karşıma çıkan sese 'Suna Pekuysal'ı arıyorum' dedim. Cılız bir ses  yanıtladı. 'Benim Ersan benim' dedi. 'Suna tanıyamadım, sesin pek genç  geldi' dedim. Kendimi toparlayamadan yanıt geldi, 'Ben hastayım ya'.  Ölene kadar mizahı elden bırakmadı. Acı haberi aldığımda şoke oldum.”

Suna Pekuysal'ın rol aldığı oyunlardan örnekler veren Uysal, “Suna'yı  tek geçerim” dedi.

Suna Pekuysal'ın 1998'de emekli olduğunu anımsatan Uysal, “Suna,  1998'de emekli oldu. O dönemde emeklilerin sahneye çıkması  yasaklanmamıştı. Ne o dönemde, ne de bugün, yuvası Şehir Tiyatroları'na  çağrıldı. Suna, kalçası değil, yüreği kırıldığı için ayrıldı aramızdan”  diye konuştu.

Tiyatro sanatçısı Sezai Altekin de “Lüküs Hayat” operetinde birlikte  oynadıklarını anımsatarak, “Öyle insanlar vardır ki yanında olmak  istersiniz. Işığı üzerinize değsin, nefesini ve heyecanını paylaşmak  istersiniz. Suna, öyle biriydi” dedi.

Suna Pekuysal'ın doğal ve güzel bir insan olduğunu anlatan Altekin,  “İnsanlar pervane gibi etrafında toplanırdı. Bugün burada olduğu gibi”  diye konuştu.
        
SAYGI GEÇİŞİ
        
Konuşmaların ardından törene katılan sanatçılar, Suna Pekuysal'ın  naaşının önünden saygı geçişinde bulundu.

Pekuysal'ın cenazesi, din görevlisi eşliğinde dua okunmasının ardından  Ataköy'deki 5. Kısım Camisi'ne ulaştırılmak üzere alkışlar arasında  cenaze arabasına konuldu.

Bu sırada Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nin dışında da çok sayıda vatandaşın  cenaze törenini izlediği ve alkışladığı görüldü.

İstanbul Tıp Fakültesi’nde Pazartesi günü kalp yetmezliği nedeniyle 75 yaşında hayata veda eden ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Suna Pekuysal Merkez Efendi Mezarlığı'nda toprağa verildi.

MERKEZ EFENDİ MEZARLIĞI'NDA TOPRAĞA VERİLDİ

Pekuysal'ın naşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası alkışlar eşliğinde cenaze arabasına konuldu. Pekuysal, Mevlanakapı'daki Merkez Efendi Mezarlığı'nda toprağa verildi.



 
Jul
23
    
Suna Pekuysal

Gerçek Adı : Suna Belener
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 24 Ekim 1933
Eğitimi : Lisans

İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın "Artist Aranıyor" adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı. Üç yıl sonra dram bölümüne geçti. 1964 yılında gazeteci Ergun Köknar ile evlendi. 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi.

54 yıl Şehir Tiyatroları’nda görev yapan sanatçı, 24 Ekim 1998 tarihinde Şehir Tiyatroları’ndan emekli oldu.

Sanat yaşamı boyunca 250’den fazla tiyatro oyununda rol alan Suna Pekuysal, 100’e yakın sinema filminde de rol aldı.

Pekuysal, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984 yılında sahnelenen, Ekrem Reşit Rey’in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu "Lüküs Hayat" adlı müzikalde Zihni Göktay ile 14 yıl aralıksız olarak oynadı. Büyük bir başarı kazanan ve yediden yetmişe her yaştan seyirciye nostalji yaşatan "Lüküs Hayat"ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği "Ahududu" adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı. Suna Pekuysal, 53 yılda 250 oyunda, 100 filmde rol aldı.

Adı, her zaman Türk tiyatrosunun en iyileri arasında anıldı. Sanatçı, dizi filmlerde de rol aldı. Bunların arasında "Genç Indiana Jones" dizisinin bir filmi de vardı ve konusu Türkiye'de geçen "İstanbul: Eylül 1918" isimli bu filmde bir falcıyı canlandırdı.

Suna Pekuysal’a göre "Sanatçının emeklisi olmaz". O, ölene kadar tiyatro yapmak istiyor ve ısrarla vurguluyordu: "Sahnede ölmek istiyorum!"

Pekuysal, 17 Temmuz 2008 günü evinde düşerek kalça kemiğini kırdı. İstanbul Tıp Fakültesi'nde tedavi altına alınarak, ameliyat edildi, ardından yoğun bakıma alındı. Burada solunum cihazına bağlanan Pekuysal'ın, 22 Temmuz 2008 günü kalbi durdu. Yapılan müdahalelerle tekrar yaşama döndürülmesine karşın; TSİ 10:30 sularında tekrar kalbi duran Pekuysal, hayatını kaybetti.



 
Jul
23
    

-FİLMLERİ-

Suna Pekuysal'ın rol aldığı filmler de şunlar:

''Can Yoldaşı (1952), Halıcı Kız (1953), Yaprak Dökümü (1958), Allı Yemeni (1958), Sevdalı Gelin (1959), Samanyolu (1959), Garipler Sokağı (1959), Aşk Rüzgarı (1960), Mahallenin Sevgilisi (1960), Bir Bahar Akşamı (1961), Otobüs Yolcuları (1961), Zavallı Necdet (1961), Unutamadığım Kadın (1961), Cilali İbo Zoraki Baba (1961), Minnoş (1961), Derbeder (1961), Hayat Bazen Tatlıdır (1962), Esir Kuş (1962), Küçük Hanımın Kısmeti (1962), Damat Beyefendi (1962), Küçük Hanım Avrupa'da (1962), Bir Gecelik Gelin (1962), Şeytan Bunun Neresinde (1962), Küçük Hanımın Şoförü (1962), Aşk Güzeldir (1962), Neşemizi Bulalım (1962), Yedi Günlük Aşk (1962), Yalnızlar İçin (1962), Çam Sakızı (1962), Yedi Kocalı Hürmüz (1963), İlk Gözağrısı (1963), Aşka Vakit Yok (1963), Cici Can (1963), Erkek Fatma Evleniyor (1963), Aşk Tomurcukları (1963), Adanalı Tayfur (1963), Kötü Tohum (1963), Kiralık Koca (1963), Akasyalar Açarken (1963), Kızgın Delikanlı (1964), Afilli Delikanlılar (1964), Kadın Berberi (1964), Yalnız Değiliz (1964), Yiğitler Yatağı (1964), Kral Arkadaşım (1964), Şoförler Kralı (1964), Yalancının Mumu (1965), Dört Deli Bir Aptal (1965), Bir Koltukta İki Karpuz (1965), Kıskanç Kadın (1966), Çalıkuşu (1966), Akşam Güneşi (1966), Fabrikanın Şoförü (1966), Sevgilim Artist Olunca (1966), Trafik Belma (1967), Nemli Gözler (1967), Sen Benimsin (1967), Üç Sevdalı Kız (1967), Yıkılan Gurur (1967), Paydos (1968), Katip (1968), Kadın Değil, Baş Belası (1968), Atlı Karınca Dönüyor (1968), İncili Çavuş (1968), Kanlı Nigar (1968), Sazlı Damın Kahpesi (1969), Kınalı Keklik (1969), Sevdalı Gelin (1969), Esmerin Tadı Sarışının Adı (1969), Ayşecik-Yuvanın Bekçileri (1969), Küçük Hanımın Şoförü (1970), İç Güveysi (1970), Allı Yemeni (1970), Ham Meyva (1970), Kezban Roma'da (1970), Kanunsuz Yaşayanlar (1971), Keloğlan Aramızda (1971), Bir Varmış Bir Yokmuş (1971), Hasret (1971), Yalnız Değiliz (1971), Şehzade Sinbad Kaf Dağında (1971), Hüdaverdi-Pırtık (1971), Tophaneli Murat (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Bizimkiler (1971), Kadifeden Kesesi (1971), Keloğlan (1971), Keloğlan ve Can Kız (1972), Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), İnşaat (2003), Teberik Şanssız (2004) ve Hırsız Var (2005).''



 
Jul
23
    

suna pekuysal sahnelerin yarım asırlık çınarı Türk tiyatrosunun çınarı Suna Pekuysal, 75 yıllık ömrünün yarım asrında şehir tiyatrolarında görev yaptı, 250'den fazla oyunda ve 100'e yakın sinema filminde rol aldı.

Asıl adı ''Suna Belener'' olan Suna Pekuysal, 24 Ekim 1933'te İstanbul'da doğdu. Pekuysal, İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosunun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın ''Artist Aranıyor'' adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı.

Aradan üç yıl geçtikten sonra 1952 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu dram bölümü kadrosuna geçen Pekuysal, 1964 yılında tiyatro sanatçısı Ergun Köknar ile evlendi. 1973 doğumlu Sait Ali isimli bir oğlu olan sanatçı, tiyatronun yanı sıra televizyon ve sinema filmlerinde rol aldı.

1984 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosunda sahnelenmeye başlanan, Ekrem Reşit Rey'in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey'in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen'in sahneye Koyduğu ''Lüküs Hayat'' operetindeki rolünü Zihni Göktay ile 14 yıl süreyle aralıksız oynadı.''Lüküs Hayat ''da Suna Pekuysalı seyretdim,harikaydı.Hele Zihni Göktayla oynadığı bir sahnede dakikalarca ayakda alkışlandAnlatmaya kelimeler yetmiyor. 

Lüküs Hayat'ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları'nda Joseph Kesselring'in yazdığı ve Çetin İpekkaya'nın yönettiği ''Ahududu'' adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.

Türk tiyatrosunun en önemli sanatçıları arasında yer alan Suna Pekuysal, 1979 yılında Fakir Baykurt'un uyarlaması olan ''Tırpan''daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerini, ''Lüküs Hayat''taki rolüyle de 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini kazandı.

Birçok televizyon reklam ve dizilerinde, müzikallerde rol alan Pekuysal, 24 Ekim 1998'de Şehir Tiyatrolarından emekli oldu.

-ÖDÜLLERİ-

Suna Pekuysal'ın yaşamı boyunca aldığı ödüller şöyle:

''1980 Avni Dilligil Ödülü (Tırpan), 1980 Ulvi Uraz Ödülü (Tırpan), 1986 Sanat Kurumu Ödülü (Lüküs Hayat), 1987 İsmail Dümbüllü Ödülü (Lüküs Hayat), 1998 Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner ''Yaşam Boyu Başarı Ödülü'', 2000 Belkıs Dilligil Onur Ödülü, 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali ''Yaşam Boyu Onur Ödülü'', 2003 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü.''



 
Jul
23
    

İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, usta oyuncu Suna Pekuysal'ın vefat nedeni ile ilgili açıklama yaptı. Pekuysal rol aldığı fim ve oyunlarla tam bir abideydi:

Suna Pekuysal'ın ölüm nedeni


 

suna pekuysalı kaybettik İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Lütfi Telci, Suna Pekuysal'ın kalp yetmezliği sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi.

Prof. Dr. Telci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalça kırığı nedeniyle ameliyat edilen Suna Pekuysal'ın ameliyat sonrası genel cerrahi yoğun bakım servisine alındığını söyledi.

''Pekuysal'ın başka bir hastalığına bağlı anatomik yapısı nedeniyle hava temini çok zor bir hasta olduğunu'' ifade eden Prof. Dr. Telci, şunları kaydetti:

''Ameliyattan sonra yoğun bakımda yapay solunum cihazına bağlıydı. Bu cihazı bugün çıkarmayı planlıyorduk. Ancak gece kalp durması oldu. Resusitasyon uygulamaları ile kalp yeniden çalıştırıldı. Fakat sabah Suna Pekuysal'ın kalbi ikinci kere durdu. Yapılan müdahaleler bu sefer sonuç vermedi ve Suna hanım kalp yetmezliği sonucu 22.temmuz 2008 de , saat 10.30'da hayatını kaybetti.''

Tiyatro sanatçısı Suna Pekuysal, 24 Temmuz Perşembe günü İstanbul’da toprağa verilecek.
Suna Pekuysal için ilk tören, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde düzenlenecek. Pekuysal’ın cenazesi, Ataköy 5. Kısım Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında Mevlanakapı Mezarlığı’nda defnedilecek.



 
Jul
20
    
n.torun | 20 Temmuz 2008 18:58 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

7 1 TURİZMİN gözde merkezlerinden Bodrum’da hafta sonu çöl sıcakları ortalığı kavurdu. Bodrum sahilleri ve otellerin havuzları turistlerle dolarken, plajlarda üstsüz, sereserpe güneşlenen turistlerle türbanlı yerli turistlerin yanyana gelmesi ilginç görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Turizmin cennet köşelerinden Bodrum’da hafta sonu hava sıcaklığı 46 dereceye, deniz suyu sıcaklığı 2  27 dereceye, nem oranı ise yüzde 70'e ulaştı. Bunalan yerli ve yabancı turistler sahillere akın etti. Turistler saatlerce denizden ve otellerin havuzlarından çıkmazken, dünyanın gözde plajlarından Gümbet sahili renkli görüntülere sahne oldu. Londra’dan tatile gelen Helen Crawford (23) ile Sandy Crawford (25) isimli 3 model kardeşler sereserpe plajda güneşlenip, vücutlarını cömertçe sergileyince erkeklerin ilgi odağı oldu. Altı yıldır Gümbet’te tatil yaptıklarını belirten Helen Crawford, “Ailemizle birlikte sık sık tatile geldiğimiz Bodrum’a artık arkadaşlarımızla geliyoruz. Bodrum bizim için bir tatil cenneti, burada 24 saat eğlence ve tatil olanağı buluyoruz, ayrıca insanlar çok cana yakın ve en az hava kadar sıcak” dedi.

TÜRBANLILARLA ÜSTSÜZLER YAN YANA

5 Turistlerin cömertçe vücutlarını sergiledikleri sahilde türbanlı kadınlar da hem denize girdi hemde sahilde turistlerle birlikte güneşlendi. Bazı turistlerin ise denizde sevgilileri ile akrobasi hareketleri yapmaları dikkat çekerken, İngiliz aileler çocuklarını serinletmek için sık sık denize attı, tatilin tadını çıkardı. 6 Bodrum’un Gümbet plajı ile Bitez plajında aşırı sıcaklardan fenalaşan üç turistin Üniversal Hospital Bodrum’a kaldırılarak tedaviye alındığı belirtildi.

Milliyet

4



 
Jul
20
    
Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan korunmakta yardımcı olmakta.Atalarımız bunların değerini bilmiş ve kullanmış.
 
 
Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan korunmakta yardımcı olmakta. Atalarımız bunların değerini bilmiş ve kullanmış. Sonra modern tıptaki ilerlemeler, bunların önemini gölgelemiş, bunlar kısmen rafa kaldırılmış. Şimdi ise yapılan araştırmalar, her geçen gün bu sağlık kaynaklarına hak ettikleri değeri yeniden vermekte. Bunların bazılarını sebze, meyve veya kurutulmuş halde yiyebilir veya içebilirken, bazılarını ise doğal haliyle değil, besin takviyesi olarak hap veya şurup halinde alabilmekteyiz. Bunların büyüdükleri toprağın cinsi, sıcaklığı, mevsimi, toplandıklarındaki yetişkin halleri, kurutma prosesleri ve depoda kaldıkları süre etkilerini çok değişken kılar.

Bitkisel maddeler de zarar verebilir

Bunları mutlaka doktorunuzun önerisiyle kullanmak gerekir, çünkü herhangi bir madde vücuda yarar sağlıyorsa zarar da verebilir. Bitkisel demek, zarar vermez demek değildir. Bazen etkileri kullanılan ilaçların etkileriyle veya alınan diğer besin takviyelerinin etkileriyle birleşerek beklenmeyen durumlara sebep olabilir.

Yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olan tıbbi bitkiler çok çeşitlidir. En az 2500’ü bilinmektedir. Bu çok çeşitli yararlı dostları zaman zaman sizlere anlatacağım. Antioksidan özelliği olan bu bitkilere birkaç örnek:

GİNKGO BİLOBA:

Ginkgo Biloba günümüzde varlığını sürdüren hiçbir yakın türü veya benzeri bulunmayan, tamamıyla kendine özgü bir ağaçtır. Bilimsel araştırmalar Alzheimer hastalığında, hafıza güçlendirme ve baş dönmesini önlemede, zihinsel yoğunlaşmayı artırmada gingko özünün yararları bulunduğuna işaret etmekte. Ayrıca kollar, bacaklar, eller, ayaklar ve beyne kan akımını artırmakta, beyin işlev kapasitesini yükseltmektedir.

Devamlı dikkat gerektiren veya yoğun ve stresle çalışanların; dikkat, enerji ve performansını artırmak için önerilir. Stresten kaynaklanan unutkanlık için doğal bir çözümdür. Konsantrasyon ve hafızayı güçlendirirken aynı zamanda enerji takviyesi de sağlar. Genelde dolaşımı, ama özellikle beyne giden kan dolaşımını artırır. Böylece beyne bol oksijen gider ve bu çok önemlidir, çünkü beyin hücreleri düşük oksijen seviyesine karşı çok hassastır ve kolayca ölürler.

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ:

Üzüm çekirdeği (Grape seed) güçlü bir antioksidan ve serbest radikal temizleyicisidir. Serbest radikaller, normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden ya da mutasyona uğratan dengesiz oksijen molekülleridir.

Üzüm çekirdeği, keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidanlardan biridir. Antioksidanlar, en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) gereçlerinden biridir. Antioksidanların yardımıyla hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir.

Üzüm çekirdeği bağ dokusunu da güçlendirir. Cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Üzüm çekirdeği ayrıca kötü kolesterolü (LDL) düşürme özelliğiyle kalp ve damar sağlığını korumaya da yardımcıdır.

SİYAH ÜZÜM KABUĞU:

Siyah üzümlerin kabuğunda, bitki ve meyvelerde bol miktarda bulunan resveratrol, kırmızı şarapta da yoğun bulunur.

Siyah üzümlerin kendini korumak için ürettiği resveratrol, insanda da koruyucu etki göstermektedir. Kanser gibi hastalıklarda önleyici etkisinin olduğunu gösterilen resveratrol molekülü, normal hücreyi kanserli hücreden ayıran nadir maddelerden de biridir.

Siyah üzümün içindeki resveratrol ayrıca kalbi koruyan ve kolesterolü düşüren aynı zamanda 'Sirt-1’ adı verilen kilo kontrolünden sorumlu geni düzenleyen bir maddedir. Resveratrol kuvvetli antioksidan fonksiyonuyla hücrelerin en önemli koruyucusudur. Harvard Üniversitesi gibi üniversitelerin araştırmaları, siyah üzümün günlük beslenmeye katılmasının çok çeşitli yararlar sağlayabileceğini göstermekte.

SARMISAK:

Yıllardır bilinen ve önemi gün geçtikçe daha çok anlaşılan sarmısak, kolesterol ve trigliseridleri düşürücü etkiye sahiptir. Ek olarak tansiyon düşürücü ve vücuttaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirmede yardımcıdır. Kardiyovasküler (kalp-damar sistemi) hastalıklara karşı çok önemli doğal bir silahtır.

Milliyet