| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar
 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 16:12 | 0 fav | etiket: , , , , ,  

''Napolyon kirazı'' Türkiye'nin yurt dışındaki markası

Afyonkarahisar ve Akşehir'de üretilen, büyüklüğü ve farklı tadıyla tanınan ''Napolyon kirazı'', yalnızca üretildiği yörelerin değil, Türkiye'nin de yurt dışındaki bir markası.

Afyonkarahisar'da Sultandağı bölgesinde yetişen Napolyon kirazı, bölge halkının da önemli geçim kaynağı. Afyonkarahisar ve Türkiye'nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan Napolyon kirazının ihracat rakamı yıllık ortalama 25 milyon dolar. Bu bölgede yetişen kirazın, özellikle kolesterolü ve kan şekerini düşürücü etkisi, kalp sağlığını iyileştirici etkileri bulunuyor.

Napolyon kirazıyla ünlü Akşehir'de de normal şartlarda yılda yaklaşık 15 bin tona yakın kiraz üretilirken, bu kirazların da büyük bölümü yurt dışına gönderiliyor. 140 bine yakın kiraz ağacından elde edilen Napolyon kirazı, hemen hemen tüm Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Kiraz ihracatından yılda ortalama 10-12 milyon dolar gelir elde ediliyor.

KONYA'DAN DÜNYAYA MEYVE İHRACATI

Konya'nın Ereğli ilçesi, yılda üretilen 10 bin ton beyaz kiraz ile ülkenin beyaz kiraz üretiminin önemli bir bölümünü üstleniyor. Bölgenin coğrafya ve toprak yapısının etkisiyle Ereğli'de beyaz kiraz başta olmak üzere üretilen tarımsal ürünler farklı aroma ve lezzete sahip. Üretilen beyaz kirazın yüzde 80'i İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor.

Beyaz kiraz, içerisindeki çeşitli mineraller sayesinde besin değeri yüksek ve oldukça lezzetli bir meyve. Beyaz ve sulu olması, kirazdaki bu lezzette önemli bir etken.

Ereğli aynı zamanda, siyah havucun üretildiği tek bölge. Üretimi yılda 80 bin tonun üzerine çıkan siyah havuç İtalya, Danimarka, Fransa, Almanya gibi birçok ülkeye ihraç ediliyor.


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 16:07 | 0 fav | etiket: , , , ,  

Türkiye'nin toplam Antep fıstığı üretiminin yüzde 46'sı Şanlıurfa'dan karşılanıyor. 10 milyon civarında fıstık ağacının bulunduğu Şanlıurfa'da, geçen yılki rekolte toplamı yaklaşık 25 bin ton. Üreticiler, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşanan kuraklığın fıstığın kalitesini etkilediğini düşünüyor.

Türkiye'de önemli ihraç mallarından biri olan Antep fıstığı protein, fosfor ve demir ile B, C ve E grubu vitaminleri yönünden zengin bir besin kaynağı.

Antep fıstığı Gaziantep'te de tarımsal üretimin bel kemiğini oluşturuyor. Gaziantep'e adını vermekle kalmayıp ilin ve bölgenin ekonomisine önemli katkı da sağlayan Antep fıstığı, üretimde ve pazarlamada yaşanan çeşitli sıkıntılara rağmen çiftçilerin en önemli geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Gaziantep'te fıstık üretimi bazı yıllar 13-15, bazı yıllarda ise 30-40 bin ton arasında değişiyor.

Lezzetli ve besin elementlerince oldukça zengin bir meyve olan Antep fıstığı, sağladığı yüksek kazanç nedeniyle ''yeşil altın'', zengin bir enerji kaynağı olması dolayısıyla ''doğal viagra'' ya da ''yoğunlaştırılmış enerji hapı'' olarak da adlandırılıyor.



 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 16:04 | 0 fav | etiket: , , ,  
Sanayisi kadar tarım ürünleriyle de ön plana çıkan Bursa, Türkiye sofralık zeytin üretiminin yüzde 40'ını, şeftali üretiminin yüzde 28'ini, siyah incir üretiminin ise yüzde 80'ini karşılıyor.

Bursa tarım ve tarıma dayalı sanayi açısından ülkenin en önemli illeri arasında yer alıyor. Ahudududan elmaya, kestaneden kiraza, karpuzdan üzüme kadar hemen her çeşit meyvenin yetiştiği Bursa'da sofralık zeytin, şeftali ve incir öne çıkan meyveler arasında yer alıyor.

Yüksek oranda kalsiyum barındıran, içerdiği yüzde 74'lük şeker oranıyla en tatlı meyvelerden biri olan siyah incirin içinde potasyum, demir gibi minerallerin bulunuyor. Siyah incir, vücuda enerji ve güç sağlıyor, içindeki lifler sayesinde sindirim sistemini hızlandırıyor ve kolon kanserine karşı koruyucu özellikler taşıyor.

Bursa, Türkiye sofralık zeytin üretiminin yüzde 40'ını, şeftali üretiminin yüzde 28'ini, siyah incir üretiminin ise yüzde 80'ini karşılıyor. Bursa ve çevre illerde üretilen meyveler, Bursa'dan Türkiye'nin yanı sıra ağırlıklı olarak Avrupa Birliği ülkeleri ve Rusya olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor.


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 16:00 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  
Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden Adana, karpuzu ve narenciyesiyle bir marka... Adana, Türkiye'de narenciye üretiminin yaklaşık üçte birini, karpuzun da dörtte birini karşılıyor.

Adana'da her yıl yaklaşık 150 bin dekar alana karpuz ekiliyor. Yılda yaklaşık 500 bin ton üretimle, Türkiye üretilen karpuzun dörtte birini karşılıyor. Görünümü ve tadı tüketicilerin tercih nedeni olan Adana karpuzu, kabuk renginin koyu yeşil, meyve etinin kırmızı ve şeker oranının yüksek olması özellikleriyle diğer karpuzlardan ayrılıyor.

Yüzde 95'inin su olması nedeniyle böbrekleri çalıştırıp idrar söktürücü özelliğe sahip olan karpuzu, kum ve taştan yakınanlar da tercih ediyor. Karpuzun yemekten önce tüketilmesinin daha faydalı olacağı belirtiliyor.

YURDUN C VİTAMİNİ DEPOSU

Yaklaşık üç milyon ton olan Türkiye narenciye üretiminin, bir milyon tona yakını Adana'dan karşılanıyor. Adana'da üretilen narenciye, özellikle bol sulu olması nedeniyle tercih ediliyor.

Narenciye, barındırdığı bol miktardaki C vitamini ile başta grip olmak üzere özellikle soğuk algınlığı hastalıklarına karşı en doğal korunma yollarından biri.


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:50 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

EN ÇOK ELMA AĞACI NİĞDE'DE...

Niğde'de elma ve kiraz üretimi ön plana çıkıyor. Elma ağacı sayısı bakımından Türkiye'de birinci sırada yer alan Niğde, üretim bakımından üçüncü sırada bulunuyor.

Son verilere göre 4 milyon 344 bin 214 elma ağacından yılda 350 bin ton elma üretimi yapılıyor. Mevcut ağaçların büyük bir kısmının ekonomik ömrünü doldurduğundan ürün verimleri ve kalitelerinin düşük olması çiftçilerin bu üründen yeteri derecede gelir elde etmesini engelliyor. Iskarta olarak adlandırılan ''ikinci kalite'' elmalar Niğde'deki meyve suyu fabrikasında işlenerek değerlendiriliyor.

Niğde'de, kiraz üretiminde yoğunluk Ulukışla ilçesinde bulunuyor. Ulukışla'da 38 köy ve beldede 11 bin 450 dekar alanda yılda 4105 ton kiraz üretiliyor. Kirazların tamamı Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor

ERZURUM'DA ELMA ÜRETİMİ

Erzurum'da elma üretimi özellikle Karadeniz Bölgesi'ne yakın olan İspir, Tortum ve Uzundere ilçelerinde yapılıyor.

İlde hayvancılık faaliyetlerinin yaygın olması nedeniyle halk daha çok tahıl ürünleri ve kaba yem yetiştiriciliğine önem veriyor. Erzurum'da elmanın yanı sıra 3 bin 993 dekarlık alanda yıllık 3 bin 146 ton ceviz, bin 679 dekarlık alanda yıllık 2 bin 330 ton dut üretiliyor.

BİNGÖL'DE KARPUZ, CEVİZ VE ELMA ÜRETİMİ

Bingöl'de genellikle elma, ceviz ve karpuz üretiliyor. İlde starking, Amasya başta olmak üzere çeşitli türlerde yaklaşık 107 bin elma ağacı bulunuyor. Toplam 637 hektar alandan oluşan elma bahçelerinde yıllık ortalama 5 bin ton üretim yapılıyor.

Bingöl merkez ile merkez köylerinde üretimi yapılan karpuz, Diyarbakır ve Çukurova'da sezonun kapanmasıyla çıkıyor. Bu nedenle il dışına da pazarlanabiliyor. Adaklı ve Yedisu ilçelerinde de ceviz üretiliyor.



 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:44 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

KAYSERİ'DE 38 FARKLI ADLA ÜZÜM YETİŞTİRİLİYOR

Kayseri'nin İncesu ilçesi ile Erkilet beldesinde üretilen üzümler; özellikle pekmez, pestil ve cevizli sucuk üretiminde kullanılıyor.

İncesu ilçesi ve Erkilet beldesinde; Aküzüm, Alfanso, Beyazbüzsan, Beyaz Zümrüt,Beyazbuludu, Boğazkere, Çavuş, Dilberdudağı, Dökülgen, Gariname, Goşafi, Göğdecik, Gökbuludu, Gülüzümü, Hacıoğlu,İldeş, Dirmit, İldeş, Kabuğukalın, Karalık, Keçimemesi, Dadınparmağı, Karaevrek, Kareserkarası, Keşmirüzümü, Kızlartahtası,Kokulugöğcek, Kütküt, Lokman, Mayahoşu, Miskaraburcu, Osmanbey, Öküzgözü, Razaki, Seyilbeyazı, Şireder, Tarsusbeyazı ve Kırmızışam adlarıyla değişik aroma ve lezzetlerde üzümler üretiliyor.

Kayseri'de bağ bozumundan sonra ''Hevenk'' adı verilen kalın kabuklu üzümler, kışın tüketilmesi için çalılara takılarak serin yerlerde saklanıyor. Ezilerek şıra haline getirilen üzümlerden ise pekmez yapılıyor.

Kayseri'nin elma üretimi ile tanınan Yahyalı ilçesinde de 2800 dekar alanda yaklaşık 630 bin elma ağacı bulunuyor.

NEVŞEHİR'DE SİRKE, ŞARAP, RAKI İÇİN ÜZÜM ÜRETİMİ

Nevşehir'de 22 bin 800 hektar alanda üzüm üretimi yapılıyor. Bu alanın yüzde 15'inde sofralık ve kurutmalık için, yüzde 85'inde ise sirke, şarap, rakı ve üzüm suyu için üretim yapılıyor.

Bölgede üretilen üzümler rakı, şarap, sirke ve üzüm suyu için 6 ayrı fabrika tarafından satın alınıyor. Bölgede üzüm üreten yaklaşık 14 bin çiftçi bulunuyor.

Nevşehir'in Ürgüp ve Avanos ilçelerinde üretilen dirmit üzümleri, erken olgunlaşması ve tatlı olması nedeniyle ilgi görüyor. Ayrıca dirmit üzümleri kurutularak da pazarlanıyor. Şarap üretimi için de bazı bağlarda Kalecik Karası ile ile diğer yabancı kökenli şaraplık üzüm üretimi de yapılıyor.

 ÖKÜZGÖZÜ ÜZÜMÜ PATENT ALDI

Elazığ, Ege Bölgesi'nden sonra ''Anadolu'nun üzüm ambarı'' olarak biliniyor. Sadece Elazığ ve çevresinde istenilen özellikte yetişen ''Öküzgözü'' üzüm çeşidi, ''coğrafi işaret belgesi'' aldı. Özellikle şarapçılık sektöründe bir marka olan Öküzgözü, böylece bölgesel bir üne de sahip oldu.

Üreticiler, Elazığ'a özgü Öküzgözü, Boğazkere, Köhni ve Kösetevek üzüm çeşitlerinden üretilecek şarapla dünya piyasasında yer almayı hedefliyor.



 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:37 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

 

Meyve cenneti Türkiye

Bölgelerdeki farklı iklim ve toprak yapısıyla değişik türlerde meyvelerin üretilebildiği Türkiye'de birçok meyve, üretildiği yörenin adıyla anılıyor. Türkiye'de son yıllarda, özellikle modern üretim koşullarının artmasıyla birlikte meyvecilik de tarım sektöründe yıldızı parlayan üretim dalı oldu. Yetiştirildiği bölgenin yalnızca ekonomisinde değil, tanıtımında da önemli rol oynayan meyve, artan ihraç ürünleri arasında da önemli paya sahip. Yurdun değişik yörelerinde üretilen aynı meyvenin iklim, toprak yapısı ve üretim şekli nedeniyle farklı tat ve aroma barındırması, meyveyi, yetiştirildiği ilin birer simgesi haline de getirdi. Karpuz denince Adana ve Diyarbakır, kayısı denince Malatya, fıstık denince Şanlıurfa ve Gaziantep'in akla gelmesi, meyvenin bu özelliğine verilebilecek örneklerden yalnızca birkaçı...
KAMAN CEVİZİ

Kırşehir'in Kaman ilçesinde 5 ayrı türde yılda yaklaşık 800 ile bin ton ceviz üretiliyor. Kaman cevizi dünya çapında bir üne sahip. Yapılan araştırmalarla Kaman cevizinin kalitesi daha da artırılmaya çalışılıyor. Bu çalışmalarla Kaman 1, Kaman 2, Kaman 3, Kaman 4, Kaman 5 olarak isimlendirilen farklı kalite ve tatlarda ceviz üretildi.
250 YILLIK DUT AĞACI

Elazığ'da genellikle üzüm, dut ve çilek üretimi yapılıyor. İlin en ücra köyünde bile dut ağacı bulunabiliyor. Hal köyünde 200-25O yıllık tarihi eser niteliğinde dut ağacı bulunuyor. Toplanan dutlar genellikle evlerde pekmez ve pestil yapımında kullanılıyor. Malatya'da piyasaya sürülen kayısının yüzde 10'u da Baskil ilçesinde yetiştiriliyor.
MUŞ'TA MEYVE ÜRETİMİ ARTIYOR

Muş'ta meyveciliğin geliştiği özellikle Hasköy, Varto ve Korkut ilçelerinde genellikle elma ve armut yetiştiriliyor. İlde bunun yanında kayısı, kiraz, erik ve vişne de üretiliyor.

TUNCELİ'DE ÜZÜM YETİŞTİREN AİLE SAYISI ARTTI

Tunceli'de üzüm, yetiştirilen meyveler arasında ilk sırada yer alıyor. İl genelinde son 5 yılda yapılan destekleme çalışmaları ve projelerle üzüm yetiştiren aile sayısı da arttı. Üzümün yıllık üretim miktarı 2 bin 750 ton civarında.

İlin ekonomisine yaklaşık 300 bin YTL gelir sağlayan üzüm üretiminin artırılması için çalışmalar sürüyor.


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:35 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  
Uzun süren açlık sonrası iftarda aşırı miktarda yemek yemek ve sahurda yenilip hemen yatılması şiddetli reflü şikayetlerinin görülmesine yol açar
Son yılların moda hastalığı olan reflüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Nihat Akbayır, reflüsü olan hastalar için şöyle konuştu: "Reflü hastalığı, mide içindeki asidin veya gıdaların yemek borusuna geri kaçması ve buna bağlı olarak göğüs kemiği arkasında yanma ve ağıza acı, ekşi su gelmesi gibi yakınmalara neden olması şeklinde tanımlanabilir. Normal zamanlarda da toplumda her 5 kişiden birisinde gözlenen bu durum Ramazan ayında artmaktadır.

YAĞLI YİYECEKLERDEN KAÇININ
Uzun süren açlık sonrası iftarda fazla miktarda yemek yenilerek mide içindeki basıncın artması reflünün gelişimine yol açan önemli bir nedendir. Ayrıca sahurda yemek yenildikten sonra hemen yatılması da reflünün ortaya çıkmasına katkıda bulunacaktır. Çünkü yatar pozisyonda yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri gelmesi kolaylaşmaktadır.

Bazen reflüye bağlı gelişen yemek borusu içini döşeyen dokunun iltihabı çok ciddi boyutlara kadar gelip, şiddetli ağrıya, kanamaya ve yutma zorluğuna neden olabilmektedir. Bu açıdan özellikle daha önceden reflü tanısı konulmuş olan hastaların, Ramazan ayı öncesi gastroenterologları ile görüşmeleri, yeni öneri ve ilaç değişikliklerini öğrenmeleri gerekiyor. Orucun açıldığı iftar yemeğinde salçalı, yağlı, kızartmalı, naneli yiyeceklerden kaçınmak, reflü olasılığını azaltacaktır."

3 SAAT SONRA YİYİN
Reflüsü olan kişilerin iftardan en az 3 saat sonra da küçük bir ara öğün için midede yer ayrılması tavsiye edilir. İftarda az miktarda yiyerek, iftardan 3 saat kadar sonrasına küçük bir öğün eklemek de mideyi aşırı doldurmayı önleyecektir. Sahurda hafif yiyecekler yenilmesi ve yemek yedikten sonra en az 1 saat yatılmaması gece reflülerini engelleyecektir.

Reflü için, doktor tarafından verilen "proton pompa inhibitörü" türünde bir ilacın da iftarda ve sahurda alınması, gün boyu aç kalan ve yüksek miktarda asit salgılayan midenin asit salgısını azaltacaktır. Sigara ve alkol alınmaması, çikolata, kahve, biberli, baharatlı yiyeceklerden uzak durulması da önemli yarar sağlar. Ramazan süresince kilo alınmaması, sıkı kemer takılmaması, karın bölgesini sıkacak dar giysiler giyilmemesi, yatak başının belden itibaren yirmi santim yükseltilmesi de koruyucu önlemlerdir.

SUSUZLUK KABIZLIĞA NEDEN OLUR
Ramazan ayında mide asit salgısının diğer aylardaki düzeylere göre yüzde 45 oranında arttığı ve bu artışın geceye kıyasla gündüz ortaya çıktığı belirlenmiştir. Kısaca hazımsızlık diye tanımlayabileceğimiz dispepsinin ve mide-oniki parmak bağırsağı ülserlerinin gelişiminde veya alevlenmesindeki temel mekanizma mide asidindeki bu artıştır. Ayrıca 24 saatin yarısından fazla bir sürenin su içilmeksizin geçirilmesi ve özellikle yaz mevsimine denk gelen Ramazan aylarında yüksek sıcaklıklar nedeniyle ter yoluyla vucudun su kaybetmesi kabızlığa neden olacaktır


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:31 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  
Sahurda sadece basit şeker olarak adlandırılan bal, reçel, beyaz ekmek, meyve suyu gibi besinler tüketmek zararlıdır. Bu besinler kan şekerini çok hızlı yükseltir ve çabuk acıktırır...
Çamlıca Medicana Hastanesi Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzm. Doç. Dr. Nihat Akbayır anlatıyor...
Uzun açlık dönemlerinden sonra oruç tutan insanların iftar ve sahurda çok sık yapılan yanlışları da Doç. Dr. Nihat Akbayır şöyle anlattı: "Hızlı, aşırı, yetersiz yemek, sahura kalkmamak, sindirimi güç hamur işleri, tatlı ve et türü besinleri fazla tüketmek, sahura kadar uyanık kalıp atıştırmak, iftardan yatma saatine kadar atıştırmak, yeteri kadar sıvı almamak, meyve ve sebzeden fakir beslenme en sık yapılan hatalar arasındadır. Yine genel bir kural olarak yiyeceklerin beşte ikisi sahurda, beşte üçü ise iftarda yenilmelidir."
Beyaz ekmekten uzak durun
Sahurda sadece basit şeker olarak adlandırılan bal, reçel, beyaz ekmek, meyve suyu gibi besinler tüketmek zararlıdır. Bu besinler kan şekerini çok hızlı yükseltir ve çabuk acıktırır...
MEYVE VE ÇİĞ SEBZE YİYİN
Sahur öğünü kesinlikle atlanmamalıdır ve sahurda protein içeren süt, yoğurt, peynir gibi gıdalar yenilmelidir. Bu besinler, tok kalınmasına yardımcı olacak 14-15 saat sürecek açlık dönemine karşı kan şekerini uzun süre koruyacaktır. Sahurda sadece basit şeker olarak adlandırılan bal, reçel, beyaz ekmek, meyve suyu gibi besinler tüketmek de zararlıdır. Bu durumda kan şekeri çok hızlı yükselir ve kan şekerini düşürmek için yoğun insülin salgılanır. Yoğun insülin sonucu kan şekeri bu kez normalin altına düşer. Kişi daha çabuk acıkır. Ayrıca halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme, el ve ayaklarda titreme gibi belirtiler görülebilir. Sahurda bal, reçel yenilmez diye bir kural olmamakla birlikte, mutlaka peynir, kepek ekmeği, sebze ve meyve gibi protein ve lif içeren besinler de yenilerek bu besinlerin kan şekerini yükseltme hızı düşürülmelidir. Ramazan ayı boyunca meyve ve çiğ sebze tüketimine önem verilmelidir. Yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, yağsız sebzeli yiyecekler tercih edilmelidir. Ayrıca, Ramazanda kilo almamak için mutlaka sahura kalkılmalı ve yemekte domates, salatalık ve meyve gibi yiyeceklere mutlaka yer verilmedir. Çünkü sahura kalkılmazsa vücudun metabolizma hızı yavaşlar ve kilo artışı olur.

ŞİKAYETLERİ ÖNEMSEYİN
Mide ve bağırsak şikayeti olmayan insanların oruç tutabileceğine değinen Nihat Akbayır, ancak oruç esnasında çıkacak olan mide ve bağırsak sorunlarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirtti. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerinin yüzde 20'si hiçbir ön belirti vermeksizin günün birinde mide kanaması ile kendini gösterebilir. Bu nedenle herhangi bir sağlık problemi olmayanların da oruç tutarken ortaya çıkan şikayetlerini önemsemeleri gerekmektedir. Sağlıklı kişilerin önceden varolmayan, Ramazan ayında ilk kez ortaya çıkan tüm yakınmaları için ve özellikle dışkı renginin siyah veya kırmızı olması, kahve telvesi gibi kusma, şiddetli bulantıkusma, ishal, karın ağrısı durumlarında acilen hastaneye başvurmaları gereklidir" dedi.

ÜLSERLİ ORUÇ TUTAMAZ
"Aktif mide ülseri olanlar oruç tutamazlar" diyen Akbayır, "Önceden mide ülseri geçirmiş hastalarda eğer halen mide ülseri devam ediyorsa bu hastalarda oruç tutmamalıdır. Ancak ülsere bağlı kanama geçiren hastalarda endoskopik olarak ülserlerinin iyileşmiş olduğu gösterilmişse bu hastalar doktor kontrolünde olarak oruç tutabilirler" dedi.


 
Sep
23
    
n.torun | 23 Eylül 2008 15:29 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  
Mide hastalığı olan kişiler oruç döneminde ağrı kesici kullanımına dikkat etmelidir. Aspirin ve antiromatizmal ağrı kesiciler olarak isimlendirdiğimiz ilaçlar başağrısı, migren ağrısı, adet sancıları veya romatizmal ağrılarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu ilaçlar, bazı hastalarda başta mide ve oniki parmak bağırsağı olmak üzere tüm sindirim kanalında erozyon (ülser başlangıcı) ve ülser gibi hasarlara yol açabilir. Mevcut olan ülserlerin de kanama veya delinmesine neden olabilir. Bu ilaçlar özellikle mide asidi varlığında daha da ciddi doku hasarı yapabilmektedir. Bu nedenlerle gerek Ramazan ayında gerekse de diğer aylarda mide hastalığı olan hastaların bu tip ağrı kesiciler yerine parasetamol içeren ağrı kesicileri tercih etmeleri önerilir.