| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Google
139 "kadın" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Oct
05
    
n.torun | 05 Ekim 2008 21:38 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  

ELLERİM, ELLERİNDE Kİ SEVGİ SICAKLIĞINI,

GÖZLERİM, GÖZLERİNDE Kİ AŞK ATEŞİNİ,

YÜREĞİM, YÜREĞİNİN KUYTUSUNDA  Kİ KENDİNİ GÖRMEDİKÇE

GÜN DOĞSA NE OLUR,

DOĞMASA NE...



 
Oct
05
    
n.torun | 05 Ekim 2008 19:00 | 0 fav | etiket: , , , ,  


 
Sep
04
    
n.torun | 04 Eylül 2008 19:31 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  

İbn-i Semmak (k.s.) hazretleri, Abbâsî halîfelerinden Hârun Reşid’in huzuruna girdi. Halîfe o sırada su içiyordu. İbn-i Semmak hazretlerini görünce;

— Bana nasîhat et, diye ricada bulundu.

İbn-i Semmak hazretleri, Halîfe’ye;

— Susuzluktan ölecek bir halde olsan ve seni ölümden kurtaracak suyu, bütün servetin ve saltanatın karşılığında verecek olsalar ne yapardın? diye sordu.

Halîfe tereddütsüz cevap verdi:

— Bütün servetimi, saltanatımı verir; hayatımı kurtaracak olan suyu alırdım.

İbn-i Semmak hazretleri, nasihatini tam yerine kondurdu:

— O halde, bir bardak su kadar kıymeti olmayan servetinle, niçin övünüp durursun? Çölde bir yudum suya değiştiğin saltanatının nesine güveniyorsun.

 20 Temmuz 1998 Fazilet Takvimi, arka yazı



 
Sep
04
    
n.torun | 04 Eylül 2008 19:26 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  
KONYA İl Sağlık Müdürü Dr. Hasan Küçükkendirci, Ramazan ayında sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. Küçükkendirici, yetişkin bir kişinin günde en az 1.5- 2 litre, sıvı kaybının önlenmesi için iftar ve sahur arasında 10-12 bardak su içilmesi gerektiğini söyledi.

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutanların günlük beslenme tarzının değiştiğini hatırlatan Dr. Küçükkendirci, 3 öğünden ibaret olan günlük beslenmenin 2 öğüne düştüğünü, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, kırmızı et, tatlı, börek tüketiminin arttığını, sebze, meyve, beyaz et tüketiminin azaldığını vurguladı. Küçükkendirci, “Oruç tutarken sağlıklı beslenme kurallarına dikkat edilir, besin seçimleri ve miktarları bireye özgü ayarlanırsa vücut toksinlerden arınır ve metabolizmanın dinlenmesi sağlanır. Bu şekilde oruçlu insanda uyarılan salgılar azalır. Mide ve bağırsak sistemi dinlenir” "diye konuştu.

İl Sağlık Müdürü Dr. Hasan Küçükkendirci, Ramazanda kilo verilebileceğini belirtirken şunları söyledi:

“Eğer bir günde alınması gereken besin öğeleri iftar, sahur ve gece öğünlerine eşit ve dengeli biçimde paylaştırabilirse ramazanda çok sağlıklı beslenilebilir ve hatta kilo verilebilir. Sahur, Ramazan ayının en önemli öğünüdür. Sahur yapmadan oruç tutmak insanlarda yorgunluk, baş ağrısı, dikkat azalması, stres, metabolik hızda azalma, hipoglisemi problemlerini arttırmaktadır. Aç kalma süresi normalde 12 saat iken sahura kalkılmadığı takdirde 18 saati bulmaktadır. Açlık süresi artığı için kan şekeri daha erken saatlerde düşer ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olur. Gün içinde kan şekerinin düşmesini engellemek ve uzun süreli açlık sonrası iftarda aşırı besin tüketimini engellemek için sahurda yavaş sindirilen ve protein içeriği yüksek gıdalar tüketilmelidir. Protein içeriği yüksek gıdalar mideyi geç terk ederler. Dolayısıyla geç acıkma olur. Sahurda peynir, yumurta, süt, yoğurt ana besinler olmalı, karbonhidrat kaynağı olarak kepeği alınmamış undan yapılan ekmek, çavdar ekmeği, bulgur öncelikli olarak tercih edilmelidir.”

SU İÇİN

Küçükkendirici, Ramazan'da dikkat edilmesi gereken en önemli konunun su tüketimi olduğunu, özellikle sahurda sıvı alımına önem verilmesi gerektiğini anlattı. Sağlık Müdürü Küçükkendirci, “İftar yemeklerinde yemekle beraber su tüketimini biraz daha kısıtlayarak iftarla, sahur arası 10-12 bardak su içmek doğru olacaktır. Su içmek bağırsak ve böbreklerin çalışmasını hızlandırır. Çay, kahve gibi kafeinli içecekler vücudumuzdaki suyu kullanırlar” dedi.

Dr. Küçükkendirci, Ramazan ayında su dengesini koruyabilmek için bu tür içeceklerin tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatırken şöyle devam etti;

“Ramazanda vücudun enerji ve besin öğeleri gereksinimleri normal zamandakinden farklı değildir. Yani oruç tutulacak diye daha fazla besin tüketilmemelidir. Bir öğünde çok fazla besin tüketimi yapmak ertesi gün yaşanacak açlık hissini azaltmaz. Diyabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, ağır astım gibi kronik hastalığı olan kişilerin yanı sıra 3- 4 saatte bir ilaç almak zorunda olan hastaların oruç tutmaları sakıncalıdır.”


 
Aug
27
    
n.torun | 27 Ağustos 2008 09:36 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

Cenneti Taşıyan Adam

20 Yılı aşkın süredir oturmakta olduğum mahallemizde, evliya olduğu söylenen asırlık bir ihtiyar vardı. İsmi pek bilinmediği için kısaca "Nur Dede" diye çağırılan bu ihtiyar, insanın karşısına hiç umulmadık zamanlarda çıkar ve kerametli sözleriyle onların dertlerine derman olurdu. Bir gün karşılaştığımızda, kısa bir sohbetten sonra:

Bana da dua et dede, dedim. Dünyanın yükü, benim omuzlarımda sanki.

Titrek elleriyle kulağımı çeker gibi yaparak:

Cenneti taşıyanların yanında dünyayı taşıyanların lâfı olmaz evlât, dedi. Ve hemen sonra, Cenneti yüklenen o adamı nerede görebileceğimi tarif etmeye çalıştı.

Nur Dedenin bahsettiği kişi, yakın köylerin birinde oturan ve her cuma günü şehre gelen bir gençti. Bu bahtiyar insan, dedenin anlattığına göre son zamanlarda hep aynı binaya uğruyor ve sırtındaki o mübarek yükü, bir an bile olsun bırakmıyordu.

Nur Dede ile karşılaşmamızdan sonraki ilk cuma günü, tarif ettiği yere giderek beklemeye koyuldum. Burası, merkezî bir binanın en üst katıydı.Büroların açıldığı koridorda uzun süre gezindikten sonra, merdivenlerde ayak sesleri duydum. Atılan adımların yorgunluğu sebebiyle onların bir gence ait olduğunda tereddüt etmeme rağmen, Cennet'i taşıyan adamın geldiğini hissediyordum. Merakımı yenemeyip merdivene doğru ilerlediğimde, bir anda onunla karşı karşıya geldim. 25-30 yaşları arasında çelimsiz bir insandı ve yaşlı annesini sırtına almış vaziyette, asansörü her zaman bozuk olan işyerinin beşinci katındaki doktor muayenehanesine tırmanmaya çalışıyordu.

Delikanlının annesi, güçsüz kollarını evlâdına dolamış ve işlemeli yemenisi ile çevrelediği nurlu yüzünü, hafifçe yana çevirmiş vaziyette oğlunun omuzlarına dayamıştı.Sırtındaki mukaddes yükü rahatsız etmekten korktuğum için o gence yardım edemedim. Ama yanına yaklaşarak:

Allah senden razı olsun kardeşim, dedim. Cennet'i taşıdığının farkında mısın? Delikanlının terli ve solgun yüzü, sıcak bir tebessümle aydınlandı.

Fakat nedense tek kelime bile konuşmadı. Ama Rabbim biliyor ki, o tebessümde, ömrüm boyunca hiç kimsede görmediğim bir sıcaklık ve güzellik vardı. Belki de haşir ve sırattan sonra, ebedî saadet diyarına doğru uçan Cennet insanlarının mutluluğu ...



 
Aug
24
    
n.torun | 24 Ağustos 2008 05:55 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  
Sual: Bey ve hanımın hesapları ayrı mıdır?
CEVAP
Dinimize göre, erkekle hanımının mal varlığı ayrıdır. Birbirine eklenmez. Siz zengin, beyiniz fakir olabilir, siz fakir beyiniz zengin olabilir. Kim zenginse kendi zekatını verir.

Beyinize ait değil, kendinize ait borcunuz varsa, mevcut paranızdan çıkarırsınız. Altınlarınızı tartıp alacaklarınızla birlikte hesap edersiniz. Hepsinin kırkta birini altın olarak, salih fakir bir müslümana verirsiniz. Ev, dükkan, araba gibi şeyler zekat nisabına katılmaz. Yani zekatları verilmez.

Sual:
Kendi paramı istediğim gibi harcayamam mı, çok bileziğim var, kendi zekatımı veremem mi?
CEVAP
Kendi paranızı meşru yerlere, dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Beyiniz karışamaz. Karışıyorsa, zulmediyor demektir. Onun parasını onun istemediği yerlere harcamanız uygun değildir. Eğer izin almışsanız, dilediğiniz yerlere verebilir, dilediğiniz gibi de harcarsınız. İzinsiz harcamanız doğru olmaz.

Bileziklerinizin zekatını siz vereceksiniz. Kendi paranızdan vermeniz gerekir. Beyinizin hediye ettiği para varsa ondan da verebilirsiniz. Hediye olarak aldığınız para da sizindir. Zekat vermeye beyiniz razı olmasa da, muhakkak vermeniz gerekir. Ondan habersiz verirsiniz. Kocanın razı olması meşru işlerde olur. Siz zekat verdiğiniz için sizden razı olmasa, bunun hiç kıymeti olmaz.

Sual:
Eşimin nisabı bulan altını var. Zekat konusunda iki ayrı kişi gibi mi davranacağız, yoksa bu altından borçlarımızı düştükten sonra mı kalanı üzerinden zekat vereceğiz?
CEVAP
İki ayrı kişisiniz. Hanım zengin ise o zekat verir. Borç kiminse borçlarını çıktıktan sonra kalan malı nisaba ulaşıyorsa, üzerinden de hicri bir yıl geçmişse, zekatını verir.

Sual:
Hanımıma, sormadan onun adına zekat verebilir miyim?
CEVAP
Zekatı herkes kendisi verir. Sormadan veremezsiniz. Sizi vekil ederse, yani benim zekatımı bir müslüman fakire ver derse kendi paranızdan da verebilirsiniz.

Sual:
Karı koca çalışıyor ve ortak para biriktiriyorlar. İkisinin parası zekat nisabını geçiyor, ama ayırsalar nisap miktarının altına düşecek. Zekatı nasıl verecekler?
CEVAP
Diyelim ikisinin toplam paraları 100 gram altın ediyor. Bir kişi için nisabı bulursa da iki kişi için nisabı bulmaz. Yaklaşık 50 gram birinin 50 gramı ötekinindir. Dinimizde herkesin malı ayrıdır. Müşterek değildir. Zekat vermeleri gerekmez.

Sual:
Hanımın zekatını ondan habersiz bir fakire verdim. Duyunca razı oldu. Zekat sahih oldu mu?
CEVAP
Evet.

Sual:
Zekatımı vermek için, beyimi değil de, oğlumu, babamı, amcamı veya dayımı vekil edebilir miyim?
CEVAP
Elbette vekil edebilirsiniz. Onlar sizin zekatınızı, kendi paralarıyla da verebilirler.

Sual: Bey zekat vermezse hanımı mesul olur mu?

CEVAP
Kendi borçlarınızı düştükten sonra şahsınıza ait 96 gram altın değerinde paranız var ise, zekat vermeniz gerekir. Baba zekat vermezse, hanımı ve çocukları bundan mesul olmaz. Zekat vermemenin birçok zararı vardır. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Zekat vermeyen toplum, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır.) [Taberani]



 
Aug
18
    
n.torun | 18 Ağustos 2008 03:01 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  
008 013 atik 1


 
Aug
18
    
n.torun | 18 Ağustos 2008 02:54 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

Affetmek güçlüyü daha güçlü yapar. Publilius Syrus

Affetmek, zaferin zekatıdır. Hadis-i Şerif

Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır. Schiller

Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir, korkaklaırın tabiatında af diye birşey yoktur. Laurence Sterne

Affın en güzeli, hasmını ezmeğe müktedir iken yapılandır. Ömer bin Abdülaziz

Aptalı  sık sık affetmek onu ahlaksız yapar. Publius Cyrus

Başkalarını sık sık affet, kendini asla. Syrus

Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır. Mme Dorothe Deluzy

Birinin suçunu affedip bağışladıktan sonra pişman olma, cezalandırdığın zaman sevinme. Hz.Ali r.a.

Hiç kimse, affettiği zaman olduğu kadar yükselemez. Goethe

İntikam alıp da sonunda pişman olmaktansa, affedip de pişman olmak daha iyidir. Cafer b. Muhammed

Kendini affetmeyen bir insanın bütün kusurları affedilebilir. Konfiçyus

Öfkelenmek beşeri  bir olaydır, fakat bilahere sakinleşmemek  ve affetmemek ayıplanacak iğrenç bir harekettir. Sales

Sayısız günahlarımızı affeden Allah'ın bir kulu olarak, neden bir suçu bağışlamayayım? Kenan Rifai

Suçludan öç almak adalet, onu bağışlamaksa fazilettir. Câmi

Zalimleri affetmek mazlumlara zulümdür. Sadi



 
Aug
18
    
n.torun | 18 Ağustos 2008 02:49 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  
007


 
Aug
18
    
n.torun | 18 Ağustos 2008 02:47 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,